
15 Mart 2005 Salı | Levent OZLER
Ahmet Güneştekin Resim Sergisi
29 Mart-10 Nisan 2005 tarihleri arasında Ankara Atakule Vakıfbank sanat galerisinde genç sanatçı kuşağından Ahmet Güneştekin'in son dönem yapıtlarından oluşan bir resim sergisi düzenleniyor.
Bir efsaneler ve masallar tutkunu olan sanatçı Ahmet Güneştekin uzun bir süredir resim kompozisyonlarını Mezopotamya topraklarında yaşanmış efsanevi aşklar ve mitolojilerden beslenerek kurguluyor.
Öte yandan tuvalde renklerin coşkun yorumuyla renk simgeciliğini öne çıkaran sanatçı cesur fırça vuruşlarıyla dikkatleri çeken özgün bir yaratıcı.
Atakule Vakıfbank sergi salonunda 'Mezopotamya'da Aşk' başlığını taşıyan bu sergide sanatçının yaklaşık otuz adet yağlıboya tuvali resim ortamıyla buluşmaya hazırlanıyor.
Ahmet Güneştekin Hakkında Asmalımescit, numara 62. Burası Ahmet Güneştekin'in atölyesi. Kaotik kent gürültülerinin buluştuğu, araba kornalarının seyyar satıcıların bağrışlarıyla düzensiz bir senfoniye dönüştüğü, köşedeki ciğerciden yükselen enfes kokuların havaya karıştığı Asmahmescit sokağı. Köşe başında, başınızı azıcık yukarı kaldırdığınızda tuvallerden renklerin adeta fışkırdığı bir atölye bekliyor sizi.
Ahmet Güneştekin, 1966 Batman doğumlu. Yaşam öyküsü, petrol işçilerinin yaşadığı Garzan Kampı'nda başlıyor. Resim, küçük yaşlardan itibaren en büyük tutkusu. Kurukalem, suluboya demeden daha 9 yaşında yağlıboya resme başlıyor. Biraz da tesadüfi bir başlangıç bu. Batman'da ilkokullararası bir resim yarışmasında aldığı birinciliğin ödülü, guaj yerine bir yağlıboya takımı oluyor çünkü. Evirip çeviriyor boyaları, suyla inceltmeye kalkıyor. Olmuyor. Sonunda soluğu kırtasiyecide alıyor, tezgahın üstüne fırlatıyor yağlı boya kutusunu, "bana bozuk boya verdiniz!" diye. Kırtasiyeci gülümsüyor "eh be evladım"diyor, "adı üstünde yağlıboya bu, yağ ile inceltip süreceksin".
İlk resim dersini kırtasiyeciden alıyor böylelikle. 9O'lı yıllara kadar karma ve kişisel sergilerde pek çok eseri yer alıyor sanatçının. 1990'larda, hayatın da dayatmasıyla resimle arasında bir süreliğine mesafe koymak zorunda kalıyor. İstanbul'da ticarete atılıyor bu kez. Ancak bu deneyim de, sosyal kirlenmeye ve paranın değiştirdiği insan ilişkilerine daha yakından tanık olmayı beraberinde getiriyor. Sağlık sorunları başlıyor, resim yapamamak üzüyor, bunaltıyor. Ve 1998'de beyaz bir sayfa açıyor önüne. Beyoğlu'nda bir atölye kuruyor kendine ve resim çalışmalarına kaldığı yerden başlıyor. Bu dönemde figürsel anlatımlarla klasik ve modern anlayışı birlikte uyguluyor. Gelenekçi tarzda resimler, ışık , gölge ve perspektif, kaba fırça darbeleriyle özgün resim dilini giderek olgunlaştırıyor. Bu dönemden sonra soyut resme yöneliyor. Biçim ve renkler, sanatçının bilinçaltındaki düşüncelerle buluşuyor, objeler sonsuz bir serbestlik kazanıyor. 2000'ler ise tuvalinde "karanlıktan sonraki renkler"in belirdiği döneme işaret ediyor. Denemelerden tamamen uzaklaşıyor; artık kendi resim dilini oluşturuyor.
Sanatçı bugüne kadar 70'e yakın kişisel ve karma sergilerle birlikte çeşitli sanatsal etkinliklere katılmıştır. Sanatçının eserleri yurtiçi ve yurtdışında birçok festival ve bianelda yer almıştır. Ayrıca Güneştekin'in yapıtları seçkin yerli ve yabancı kolleksiyonlarda yer almaktadır. Sanatçı şu anda Coşkun ARAL'ın hazırladığı HABERCİ belgeselinin genel sanat yönetmenliğini de yapmaktadır.



|